top of page

Onur Sakarya | Fotoromanlar Gibi

  • Jan 24
  • 1 min read

Ses ver, gözleri kocaman, ışıklı şehirler ordusu

Bir kâğıt parçasının çöp kutusuna süzülüşü

Varıp gittiğim o pelerinli yapraklar bahçesi

Ses ver, uzak diyar, biralı ağız, Marmara'nın ince meltemi


Bir anlamı olmak zorundaydı aramızdaki kıvılcımın

Var olmamız ana vatana dönmek gibi kokmalıydı

Ve bütün ayrılıklar bir anlığına durmalıydı


Ses ver, benim parlayan rüyam, gemileri fırtınalardan döndüren

Nefesim ölümcül bir hastanın nefesi gibi kapladı beyaz duvarları

Ama aşk gerçeği kapatamadı, yollar sana aşk oldu

Giderken gördüğün güneş tüm akşamları unuttu


Ses ver, ah benim deli ruhum, de

Ruhumun vida tutmayan yanı, de

O görkemli yaralarımızı unuttum, de

Güz nakışı gibi uzan kalbimin hayaline

Ses ver, bir cenin gibi saklandığın örümcekli mağaralardan


Bütün atlasları birleştirin, denizi karaya, karayı denize dikin

Yüzü yalnızlıktan bulanıklaşan firarî,

Uzatılan ellere demirlesin

Aşk ki tüm coğrafyalarda aşktır

Dönsün, her şey olabilir, her şeyiyle gelsin

Kederleri taşımaya hazır milyarlarca kalp, bekliyor dünyanın parçalanmış limanlarında

Bitsin artık bu korkunç şamata, bitsin kan delen kardelenler


Ses versin, kordan imal hayaller , kurutulmuş balıklar ve elbette Tanrı

Yerlerde savrulan ıslak gazetelerden

Hep mutlu sonla biten renkli fotoromanlar gibi


                                                          "PostArabesk dosyasından"





Comments


bottom of page